Borderlands

Konusu 'Oyun Tanıtımları' forumundadır ve imMtab tarafından 15 Haziran 2013 başlatılmıştır.

  1. imMtab Moderator

    Hayal edin: Bir zindanda, belki de beraber aylarınızı harcadığınız karakterinizle hiç durmadan sağ tıklayarak yaratık öldürüyorsunuz. Bir yandan düşen eşyaları topluyor, bir yandan yetenek ve stat puanları dağıtıyor, anlamsızca, “ben neden eğleniyorumu” sorgulamaksızın, hikayeyi, karakterleri, mekanları, bölüm tasarımını bir kenara bırakıp yalnızca deliler gibi eğleniyorsunuz. Bir anda bir mucize oluyor ve kamera karakterinizin bakış açısına dönüyor, elinizdeki kılıç/asa/yay güçlü bir pompalı tüfeğe dönüşüyor, mekan bir anda açık alan haline geliyor ve kendinizi post apokaliptik bir ortamda, pompalı tüfekle mutant köpek öldürürken buluyorsunuz. Çok mu fantastik geldi? Eheh, Gearbox’da çalışan birileri de aynı fanteziyi düşünmüş olacak ki bugün elimizde Borderlands’i tutuyoruz…


    Pandora'ya hoşgeldiniz.

    Öldürelim, Öldürelim, Bar Dolmadı Biraz Daha Öldürelim
    Aslında hikayenin pek bir önemi yok ama adettendir, oyunun hikayesini anlatarak başlayalım. Uzak gelecekte, Pandora isimli bir gezegende geçiyor oyun. Dünyanın mineral kaynakları giderek tükenmektedir ve insanlar daha iyi bir yaşam sürecekleri umuduyla galaksinin öteki ucundaki bu mineral deposu sandıkları gezegene inerler ancak indikleri zaman görürler ki gezegen de yalnızca uzaylı kalıntıları vardır, mineral söylentisi tamamen bir uydurmacadan ibarettir. Bunun üzerine parası pulu olanlar bu yeri terk ederler, terk edemeyenlerse kanunsuz bir yaşamı tercih etmek zorunda kalırlar (ne olacaktı ya).

    Arkada kalanlardan bazıları varolduğu söylenen uzaylı teknolojisini elde ederek kısa yoldan zengin olmaya çalışırken, bir kısım insan ise sadece hayatta kalmaya çalışmaktadır. Bu şekilde kavgayla gürültüyle geçen yedi yılın ardından Pandora’da kıştan bahara geçiş olur ve bunun ardından kış uykusuna yatmış (herhalde öyledir, ne bileyim) yaratıklar uyanarak Pandora’yı arşınlamaya başlarlar.

    Ancak geride kalan kolonistler için hala bir umut vardır: Vault. Söylendiği üzere bu Vault’ta uzaylı teknolojisi ve sırları bulunmaktadır ancak Vault’u bulan insanlar koruyucu bir güç tarafından ortadan kaldırılmıştır ve geriye yalnızca gezegenin her yerine dağılmış kayıtlar kalmıştır. Bu kayıtlar Vault’un varlığını doğrulamaktadır ancak yerini kimse bilmemektedir. Evet, doğru tahmin ettiniz, her ne kadar karakterlerimiz farklı farklı sebeplerden Pandora’da olsalar da ana amacımız Vault’u bulmak.


    Sağdan sola: Roland, Lilith, Mordecai ve Brick.

    Oyunun başlangıcında seçebileceğimiz dört karakter var: Dürbünlü tüfek ve pistol kullanımında usta “avcı” Mordecai, her tür silahta uzmanlığı olan “asker” Roland, grubun büyücüsü görevi gören ve SMG kullanımında rakip tanımayan “siren” Lilith ve son olarak düşmanları yumruklarıyla yere seren devasa elemanımız “tuğla” Brick. Yukarıda da bahsettiğim gibi bu üç karakterin de Pandora’da bulunma sebepleri farklı aslında ancak bir şekilde kader ağlarını örerek bu arkadaşları bir araya getiriyor. Daha doğrusu bazılarına göre kader, bazılarına göre “coop”.

    Aslında oyunun mantığı bir hack and slash’ten çok farklı değil. Düşmanları öldürüyoruz, alttaki tecrübe çubuğu doluyor, çubuk dolunca seviye atlıyoruz, yeni yeteneklere puan veriyoruz, yeni silahlar kazanıyoruz ki böylece daha yüksek seviye bölümlere geçip daha iyi silahlar alabilelim. Yine araç amaç haline gelmiş durumda ve yine anlamsızca, “daha fazla tecrübe, daha fazla silah, daha fazla para” diye düşünerek eğleniyoruz. Peki bütün bunları yaparken tek başımıza mı olmak zorundayız? Elbette hayır, partiye üç arkadaşımızı daha çağırıp ortamı alev alev yakıyor, taş üzerine taş, omuz üzerinde baş koymayabiliyoruz istersek. Ancak parti kurduğunuzda birbirinizden fazla uzaklaşmamaya çalışın zira aynı Diablo ve türevi oyunlarda olduğu gibi oyunda ne kadar oyuncu varsa yaratıklar da o kadar güçleniyor.



    İsterseniz oyunu tek başınıza da oynayabilirsiniz elbette ancak bu şekilde oyunun pek bir özelliği olmuyor açıkçası. Borderlands tam bir coop oyunu arkadaşlar. Ahbaplarınızı alıp, Xbox 360/PS3/PC karşısına kurulup bir yandan muhabbet edip öteki yandan çekirdek çitleyerek oynayacağınız, kendisini ciddiye almayan, sulu, amacı iyi bir hikaye veya muhteşem grafikler değil sadece saf eğlence sunmak olan bir oyun bu. Ve bunu da oldukça başarılı bir şekilde kotaran bir oyun kendisi.

Sayfayı Paylaş